lowriderx

Uzun süre oldu evet yazmıyordum. Bundan dolayı kötü bir adamım ama her zaman bir mazaret bulunur değil mi? Aslında temelde yatan şey şuydu ki bu sitenin varlıpını sorgulamaya başladım :P o ne demek diyecek bazı elemanlar farkındayım ve ek bilgi geçecek olursam acaba bu siteyi nasıl bir düzene soksam, yeni ne yapsam da ziyaretçi çeksem diye düşündüm bir ara ama sonradan “ulan! banane ben yazarak zaten stres atıyorum kim gelirse gelsin yada kimse gelmesin” dedim ve bu hususta çok fazla bir icraat da yapmadım nasıl olsa kimse gelmiyo diye geçirdim içimden :D .

Neyse bu ana neden diğer nedenlerden bahsedecek olursam günlük yaşam macerası diyebilirim. Şu aralar yeni okul arkadaşlarım ile kaynaşmaktayım zevkli olmuyor değil hani ama eski toprakları da unutmadık yani. Hatta az önce Serdar’cımın mailini okudum cumartesi taksim burger king önünde ol yazıyordu. Tekrar okul üzerinde devam edersek sınavları atlattık ve rahat nefes aldık diyebilirim ama sınav arasında bitirdiğim projeler de olmadı değil bir sonraki paragrafı onlar için ayırdım.

Evet projeler dedik. Bloghane diyelim o zaman. Bloghane üzerinden ücretsiz host dağıtımı yapacağız (WordPress MU sağ olsun). Son bir kaç eksikin giderilmesinden sonra tamamiyle reklamlara başlayacağız umarım başarılı bir proje olur. PHP öğreniyorum vaktim oldukça çok yeniyim ve ısınmaya çalışıyorum inşallah yakın zamanda iyi şeyler yapmaya başlayacağım bu hususta. Yeni sunucunun optimizasyonu ile uğraşmak aslında tüm vaktimi alıyor diyebilirim ama bence çok yaralı oluyor. Haftada en az 2 ila 3 sorun ile boğuşuyoruz ve her sorun bize tecrübe olarak geri dönüyor. Bir önceki cümleyi çoğul kurdum çünkü Levent’de bu boğuşmalara sürekli katılıyor beyin fırtınası yaıp beraber alt ediyoruz her şeyi. Aslında bazen düşünüyorum Levent her açıdan iyi biri yani yıllardır internet sektöründe çalışmış ama her şeyden önce tam anlamıyla iyi bir dost. Projelerimin çoğunda fikir alış verişi yaparım ve zararlı da çıkmam. Yeni bir iki projemiz var ama onlara değinmeyeceğim büyüsünün kaçmasını iztemiyorm.

Genel olarak üstteki yazdıklarım vaktimin çoğunu aldı ama ara ara hafta sonları bir yerlelere kaçıp bizimkiler ile gezmedik de değil ve bir ton para da gitti. Son değineceğim şey ise bir çoğu kişiye garip gelebilir o yüzden alıştıra alıştıra konuya gireim dedim. Yukarıdaki resim bir şeyler ifade ediyor mu bilmiyorum ama sanırım yakın bir zamanda Amerikan Futbol takımlarından birine gireceğim ama bu konu çok uzun olduğundan şimdilik yorum yok.

1 yorum var

Efendim yeni bir konsept yapıp Türkiyedeki Amerikan arabaları ve sahiplerini tanıtacağım. İlk olarak da tabi ki Ata abimin araba tanıtılmazsa ayıp olur hani diye düşündüm. Kendisi aynı zamanda TurkeyMustang sitesinin sahibidir. Kazasız belasız yolculuklar diliyorum kendisine. Arabasını nasıl satın aldığı hikayesi yazının devamındadır. devamı »

4 yorum var



Amerikancilar.com da gezerken bir yazı dikkatimi çekti. 1961 yılında yaşanan bir olayı anlatıyordu. Bir soygun olayını…

8 Temmuz 1961 günü gazetelerin birinci sayfalarında İstanbul’da hemde sıkıyönetim altındaki İstanbul’da büyük bir cüretle banka soyan esrarengiz bir gangsterden söz ediliyordu.Siyah gözlüklü,uzun boylu,davudi sesli bir adam güpegündüz bir banka soymuştu.Çemberlitaş’taki Buğday Bankası’ydı bu.59 Chevrolet’in o kadar hayranıydı ki,ilk banka soygununa bile şoför Halim’in kullandığı ördek yeşili 59 Chevrolet taksiyle geldi.Necdet Elmas,Soygun sonrası şoförü indirip,kendisinin devam ettiği kuyruklu Chevrolet’le ustaca uzaklaşmayı başarmıştı.Topkapı’da terkedilmiş “59 Chevy”;polis telsizlerinden cızırtılı bir şekilde yankılanırken O Yeşil Chevrolet’in geniş kanatlarına imzasını çoktan atmıştı bile. devamı »

8 yorum var

Herkesin hayali vardır, herkes hayal kurar ( biliyorum ucuz bir giriş oldu ama bana ortaokulda yazdığım komposizyonlarımı hatırlattı salak saçma girişler yapardım “bir insanın hayali olması için çok çalışması lazım, hayal aslanın ağzında:) ). Bu sene bir üniversiteye yerleşerek büyük hayallerimden birini gerçekleştirdim ama sanırım bu hayalimi gerçekleştirmem sandığımdan da karlı oldu. Neden derseniz aynı zamanda İstanbul‘da yaşama hayalimde vardı. İstanbul‘da bir okul kazanarak bir taşla iki kuş vurmuş oldum. Ama bunu dışında mesela üniversite olayı esasında diğer büyük hayallere atlamamda bana bir kapı görevi gördü.

Biraz daha açacak olursak artık biraz zaman sonra babama “ben araba istiyom” gibi bir cümle kurmaya yüzüm var. Arabadan laf açılmışken çoğu kişi benim klasik amerikan arabası tutkun olduğumu bilir ( hatta nickim bundan dolayı lowriderx ). Çok zamandır peşinde olduğum bir araba var 65 model bir Chevrolet Impala. Abartmadan söyleyebilirimki hastasıyım lan bu arabanın benim olması için her şeyi yaparım. Çok çalışıp çok para kazanmalıyım modeline girdim artık :) herkese tavsiye ederim hayatımın çoğu yerinde bu şekilde gaza gelmek işe yaramıyor değil ha. Ne son gaz gezip kıçımı benzinciden çıkarmamaya, ne de arabaya kızları doldurup fingirdeşmeye hevesim ar çünkü az önceki kurudğum cümlelerden şimdi baktım da sanki öyle bir hava çıkıyor. Ama tüm bunlar bir yana ben o arabada sadece salına salına Bad to the Bone dinleyerek gezmeyi çok iztiyorum. Evet sanırım şimdilik bu kadar. İş sahibi olmak, çoluk çocuk yapmak herkesin hayali benimkisi biraz değişik sadece bu biraz çılgınca ama sanırım ne kadar çılgınlık yapacağımı da size soracak halim yok değil mi :D .

Haa bu arada unutmadan o arabaya Cem ve utku’nun binememesi yemini hala geçerli tabiki de :)

3 yorum var

Çarşamba sabahı saat 03:20 suları. Yiğit ile duygulu bir konuşmanın ardından içimi boşaltma isteği duydum konu Türkiye’de genç olmaın şartları idi ve bizim halimiz tabi ki. Sohbette en çok etkilendiğim yer de Yiğitin ‘ Geçen Tvde çocuk sörf yapmaya gitti . Hiç yapmadım la. Hayatımın en güzel yıllarında…‘ sözleri oldu. Hemen geçmişte yaptıklarımız aklıma geldi. Yerden yüksek oynayışımız, kantinden simit ayran alıp teneffüslerde geyik yapışımız, bi duvar köşesinde kızlardan lafladığımız, ara ara Ender’e takılmamız, doğum günlerinde saf saf şişe çevirmece oynayışımız, anket defteri alıp herkese saçma salak sorular soruşumuz, birbirimizle kavga edip 1 saat sonra kavga konusunun bile ne olduğunu hatırlamayışımız, yazılılarda hocaya göstere göstere kopya çekişimiz…

Yiğitin dediği gibi ‘ olm tamam da bi daha 18 olmucaz, bi daha liseye gitmicez ‘ ama 18 yaşımızda yanımızdaki arkadaşımıza yıllar sonra bakıp ‘ az kız peşinde koşmadık lan seninle ‘ diyebilmek en az geçmişi geri döndürmek kadar güzel bir olay. Lisede kopya çekerken hocaya yakalanıp tahtada sorguya çekilirken arkadaşlarımıza bakarken hatırlamak, onları on sene yirmi sene sonra yine bize aynı şekilde bakarken görmek her şeye değer.

Tamam belki sörf yapmadık ama düşünüyorum da bizim aramızdaki bağ bile hayatta yapılabilecek her şeyden önce gelir. Belki de zaten böyle düşündüğümüz için bu gün hala birlikteyiz.

7 yorum var

Sayfalar 4 / 8:« İlk...«23456»...Son »