denemeeeeeeeeeeeee

henüz yorum yok

Bilindiği üzere Bilmök (Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi) bu sene ODTÜ’de idi. Hem kongreye katılmak hem de 2010 Bilmök adaylığı için oradaydık Kültür Üniversitesi temsilcileri olaraktan. Bir çok olay oldu şimdi anlatmak gereksiz canımı sıkmak istemiyorum tekrar. Özet olarak Emo’nun orada siyaset yapması canımızı sıktı ve bunu dile getirdiğimiz için bir kaç oy kaybettik. Sonrası malum Bilmök diğer aday olan Konya Selçuk Üniversitesi’ne gitti. Böylece benim için çok bi anlam ifade etmeyen Bilmök iyice gözümden düştü. Diğer taraftan Bilişim Platformu olarak yaptığımız sunum gerçekten başarılıydı diyebilirim ki etkilerini gelen geri bildirimlerden gayet iyi anladık.

Bütün bu karmaşanın içinde keyifli bi’ ara tatil oldu benim için. Gerçekten uzun zamandır bu kadar çok eğlendiğimi hatırlamıyorum. Şimdi ‘anlat ulan ne yaptın’ deseniz harbiden sizin için pek fazla bi’ şeyler ifade etmeyebilir. Doğru, benim için de etmiyor. Benim için özel olan o aktiviteleri yaptığım kişilerdi. Şöyle bi hafızamı yoklarsam beni en çok etkileyen olay Ender ile yıllar sonra tekrar aynı sırada ders dinleme gibi bir fırsatı yakalamamdır. Ender ile orta okuldayken aynı sırada otururduk. Yıllar çabuk geçti silinmiş hafızamdan. Orada sıraya oturunca belirginleşti eski günler. Bunun yanında Ender konaklama sponsorum olarak gönüllere taht kurdu. Günler ODTÜ’deki sunumlara katılmak üzere sabahın erken saatlerinde Ender’in evden çıkmamızın ardından Bengü, Tolga ve Berat’ın ODTÜ’ye gelmesi ve akabinde benim sunumlardan firar etmemle geçti. Ne kadar okul işi ayrılmamıza mani olsada Utku ve Görkem ile de akşamları görüştük. Zaten onlar gibi iki yüce insan olmadan keyif almamız mümkün olamazdı. Yani sabahtan toparlanmaya başlayıp tüm ekibi akşamları herkesi ortama dahil ederekten keyifli anlara şahit olduk.

Hepsine milyarlarca kez teşekkür etsem de boşuna çocuklar gibi mutu ettiler beni Ankarada. Giderken heycandan trende midemin kasılması ve dönüşte ayrılığın verdiği hüzün. Bu iki duyguyu da bana yaşatan kişilere ithaf ediyorum bu yazıyı da. Hepinizi şimdiden özledim.

Vaktinde Yiğit çok kral bi laf etmişti hala kayıtlar altındadır: arkadaşlığımızın en önemli dayanağı “beraberce zevk aldığımız” anlarımızdır.

1 yorum var

Yorucu bir gündü. Marmara Üniversitesi Hastanesine saat 16:00 da gidersen tabi saf saf kilitli kapılara bakarsın. Yolda kaybettiğim zamana mı yanayım, hastanedeki işimin 10 dakika önce gelseydim hallolabileceğine mi yanayım. Yarın yine aynı yollar beni bekler ancak tabi daha erken kalkmak lazım. Dönüşte Güven ile Bakırköy’de takıldık biraz. Yemek yedik, lak lak ettik. Yarım saat önce oturdum bilgisayarın başına. Midemi dinlendirmek için sodamı, ruhumu dinlendirmek için de “november rain” şarkısını açtım. Boynu bükük kuzenim Cem’in yüzüme tokat gibi vurduğu bi hatırlatma bu yazıyı yazmama sebep oluyor. Bakalım şu aralar neleri yapmayı planlamışım da yapmamışım.

  • Gönenç (kardeşim) ile ilgilenmiyorum şu aralar.
  • Aylar sonra bilgisayara anti-virüs ve anti-arp gibi güvenlik programları kurmayı Güven’in bilgisayarına verdiğim çeki düzen sonunda yeni hallettim. Ancak hala eksik güvenlik eksiklikleri (kendimce) var.
  • Bi çok kişiye site sözüm var inşallah finallerden sonra tatlıya bağlıyacağız hepsini.
  • Bi üstteki maddenin alt başlığı gibi gözüksede başlı başına bi olay. Cem’in okulundaki Güneş Enerjisi Arabası Takımının sitesi hala yok. Bilin bakalım kim yapacak :Q. Yazık lan şimdi kendimi onun yerine koyunca hak verdim herife.
  • Mızıka alıcam kendime.Artık işler öyle bi hal aldı ki kendimi bile erteliyorum. Aha yarın aha bir gün derken alamadık mızıkayı.
  • İbrahim harika bi gitar hocası ancak hala gerektiği kadar gitar bilmiyorum. Sonradan fark ettim ki ben yeteri kadar çalışmıyormuşum. Bunu fark etmeme de Ferhat neden oldu. Gitarı alalı bi kaç hafta olmasına rağmen adam şakır şakır gitar çalıyo.
  • Okula başlamadan yaz tatilinde acayip bi sistem oturtmuştum kafamda. Ancak gel gelelim ki ders notlarını ayırıp düzene sokup yerleştireceğim dosyalar bile boş duruyo.
  • Herhangi bir yere giderken aniden şarjı biten ve akabinde yolun ortasında küfürler savurmama neden olan mp3 çalarımı bir gece önceden prize takmayı hala unutuyorum.
  • Bilgisayarımda hala düzensiz dosyalar var. Arşivleme olayında zayıfım biraz. Her ne kadar fotoğraflar ve müzikler çok muntazam şekilde duruyor olsada geri kalanı tam bi rezalet dosyalar içinde kaybolmamak elde değil.
  • Acilen Linux öğrenmem gerekiyo ama bilgisayarda kuracak ikinci bi harddisk olmaması kurup üzerinde çalışmamı engelliyor. Bu kısmen benim hatam değil aslında. Dış etkenler durumuna giriyor.
  • Takip ettiğim sitelere girmiyorum uzun zamandır.

Bunlar belki olayın yüzde onluk bir kısmıdır belki ama aklıma gelenler bu kadar. Yine aklıma gelenler olursa eklerim.

Şimdi dönüp baktım da “ulan ben bu kadar zaman ne yapmışım” dememe neden oldu şu liste. Yinede bardağın dolu olduğu taraflar da var belki daha sonra da onlardan bahsederiz. Bu yazıyı da kuzenim Cem’e ithaf ediyorum. Yıllardır kahrımı çeken, hatalarımdan ders çıkarmamı sağlayan, yol gösteren, ihtiyacım olduğunda bana yardım elini uzatan Cem.

4 yorum var

Az önce bir yazı okudum. Kubilay yazmış. Kafamı kurcalayan soruların çözümü için ışığım oldu. Hayatımı aktardığım ve paylaştığım bu site benim için özel bi isime sahip bu reddilemeyecek bir gerçek. Az önce tüm yazılarımı gözden geçirdim ve bir çoğunu pasifleştirdim. Çok gereksiz yazılar yazmışım. Biraz temizlik iyi oldu kafamı dağıttım. Adam akıllı yazdığım üç kategori var olduğunu fark ettim. Hayatım -ki en çok bu alana yoğunlaşmışım :) - ,müzik ve otomobiller. Bunların yanında düşündüm ve bu siteden vazgeçemem sonuçta bu isim benim ikinci kimliğim gibi birşey. Geleceğimi ve kariyerimi de göz önüne alarak günlük olayımı ikiye bölmeye karar verdim. emresavas.com benim hakkımda daha genel bir site olacak ve bunun yanında lowriderx.com ise özel kişiler ile daha özel anlarımı paylaşacağım bir site olacak diye düşünüyorum. Şu noktada sanırım bu konu hakkında daha detaya inmek anlamsız. Zamana göre şekillenecek bu sistem. Umarım böylesi daha iyi olur.

henüz yorum yok

Fark ettim ki yaklaşık 3-4 aydır yazı yazmıyorum. Evet büyük kayıp hemde çook çoooook büyük kayıp. Şu aralar içimde bi huzursuzluk, uykuda düzensizlik, böyle gereksiz bi agresifleşme durumları falan var az önce açtım bilgisayarı kendimi gaza getirdim bi anda Fatih Terim oluverdim ve akabinde ağzımdan şu cümleler dökülüverdi: “we have some big chances, some big possibilities, some big okazyons..” evet başladım yazmaya. Ancak müziksiz olmaz tabi ve açıyorum alttan günün anlam ve önemini belirten “Metallica – Turn The Page” şarkısını.

Bu ara bi kopuş oldu böyle hayattan son günlerde pek bi mülayim oldum be! Hayat böyle bi başka yoruyor sanki artık. Mülayim dediysek o kadar da değil tamam arada şeytan dürtüyor yapacağımızı yapıyoruz yine (bknz: Capacity McDonalds, Metrobüs Faciası, … bilen bilir). Hayatımda gidişatının yanlış olduğunu düşündüğüm şeyler var ve bunları düzeltme sürecinde bazı kararlar aldım, alıyorum. Başlangıç aşaması da olsa bazı ilerlemeler kaydettim. Günler biraz rutin geçiyor ne kadar her gün uyandığımda “bu gün biraz değişiklik yaratayım hayatımda” diyorsamda hep bi’şeyler eksik yarım kalıyor. Yazının gidişatı biraz melankolik kaçıyor o zaman hemen değiştirelim müziğimizi ve açıyoruz “George Thorogood – Bad To The Bone” şarkısını. Ulan ne karizma şarkıdır bu duyduğum an kendimden geçiyorum. Deneyimlerime bağlı olarak söylüyorum ki araba sürerken bu şarkıyı dinlersem apayrı bi insan oluyorum.

Müzik hayatım yine dolu dolu geçiyor. Aldığım kararların içinde müziğin de dahil olduğu kısımlar var ilginçtir. Akli dengemi bozma statüsünde olduğunu düşündüğüm bazı şarkılardan uzak durma çabasındayım. Nedir onlar derseniz bir kaç tane Türk Sanat Müziği, bolca Klasik Rock şaheseri. 80ler Klasik Rock çok tehlikeli vallahi bulaşmamak lazım belli gruplara gerçekten damar parçalar var insanın içine oturan. Blues tarafında Jimi Hendrix‘ten takılıyorum bu aralar. Jimi güzel bi idol eğer elektro gitar çalmaya meraklıysanız. Nasıl da köklüyor amfiyi adam ‘viyuuuv ciyuuuuv’ tam bir gitar üstadı. Bu arada Ferhat‘da kaşla göz arasında aldı bi Washburn hayırlı olsun diyelim ona burdan. Benden hızlı çıktı kapacak adam gitarı, 2 günde anasını ağlattı gitarın.

Finaller başlayacak yakın zamanda içimizde apayrı bir heycan var tabi. Yavaştan çalışmalara başlamak lazım. Bir dönemi daha yedik acısıyla, tatlısıyla, Hulusisiyle, Buğrasıyla, Ereniyle, Ayşeniyle, Kubisiyle, vizesiyle, programlamasıyla, platformuyla…

Bu yazı artık 2009 blog döneminin başlangıcı oldu benim için daha nice yazılarda, nice hayatımdan kesitlerde görüşmek üzere.

3 yorum var

Sayfalar 1 / 8:12345»...Son »